“YAPAY ZEKÂ YARIŞI ARTIK SADECE YAZILIMLA KAZANILMIYOR”
GRİFON Capital Yönetim Kurulu Başkanı Tuğra Gönden, yapay zekâ ekonomisinin yeni dönemde yalnızca algoritma ve yazılım geliştirme kapasitesiyle sınırlı olmadığını söyledi. Gönden’e göre asıl rekabet; veri merkezleri, enerji altyapısı, fiber ağlar, bulut bilişim sistemleri ve yapay zekâ ajanları üzerinden şekilleniyor.
Türkiye’nin 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında veri merkezleri, bulut bilişim ve yapay zekâ altyapılarına en az 10 milyar dolarlık yatırım hedeflemesini önemli bir eşik olarak değerlendiren Gönden, bu hamlenin Türkiye’nin bölgesel veri ve teknoloji merkezi olma vizyonunu güçlendirebileceğini belirtti.
Gönden, “Bugün yapay zekâ ekonomisinde rekabet sadece en iyi yazılımı yazmakla kazanılmıyor. Veriyi işleyebilen, enerji altyapısını ölçekleyebilen, güçlü veri merkezleri kurabilen ve bu kapasiteyi ekonomik değere dönüştürebilen ülkeler öne çıkıyor” dedi.
“TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDE BÖLGESEL DİJİTAL TERMİNAL OLMA FIRSATI VAR”
Türkiye’nin jeopolitik konumunun uzun yıllardır lojistik ve ticaret açısından konuşulduğunu belirten Gönden, artık bu konuma dijital ekonomi açısından da bakılması gerektiğini ifade etti.
Gönden, Türkiye’nin yalnızca Avrupa ile Asya arasında veri taşıyan bir geçiş ülkesi olarak kalmaması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Türkiye’nin önünde daha büyük bir fırsat var. Coğrafi konum, enerji kapasitesi, gelişen fiber altyapı ve bölgesel ticaret ilişkileri doğru kurgulanırsa Türkiye, verinin işlendiği, saklandığı ve yapay zekâ hizmetlerine dönüştürüldüğü bölgesel bir dijital terminal haline gelebilir.”
“10 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM SADECE TEKNOLOJİ DEĞİL, ALTYAPI HAMLESİDİR”
2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında özel sektör ağırlıklı en az 10 milyar dolarlık yatırım hedeflenmesini stratejik bir adım olarak değerlendiren Gönden, bu yatırımın yalnızca teknoloji şirketlerini değil, enerji, gayrimenkul, finans ve sanayi sektörlerini de doğrudan ilgilendirdiğini söyledi.
Gönden, “Veri merkezi dediğimiz yapı artık sadece sunucuların bulunduğu teknik bir tesis değil. Enerji bağlantısı, soğutma altyapısı, fiber erişim, güvenlik, arsa seçimi ve sürdürülebilirlik kriterleriyle çok daha geniş bir yatırım başlığı haline geldi” ifadelerini kullandı.
Plan kapsamında Türkiye’nin veri merkezi kurulu gücünün 2030 yılına kadar en az 1 gigavat seviyesine çıkarılmasının hedeflendiğini hatırlatan Gönden, bu hedefin Türkiye’nin dijital altyapı kapasitesini büyütmesi açısından kritik olduğunu belirtti.
“DİJİTAL ALTYAPI GAYRİMENKULÜN DEĞERLEME MANTIĞINI DEĞİŞTİRECEK”
Yapay zekâ ekonomisinin gayrimenkul piyasası üzerinde de yeni bir değerleme alanı oluşturduğunu söyleyen Gönden, özellikle veri merkezi yatırımları için seçilecek lokasyonların klasik sanayi arsalarından farklı kriterlerle değerlendirileceğini kaydetti.
Gönden’e göre artık bir arsanın değeri yalnızca imar durumu, metrekare büyüklüğü veya ulaşım bağlantısıyla ölçülmeyecek. Enerji kapasitesi, trafo bağlantısı, fiber omurgaya yakınlık, soğutma altyapısına uygunluk ve güvenlik çemberi kurulabilirliği de fiyatlamada etkili olacak.
Gönden, “Yapay zekâ altyapısı büyüdükçe gayrimenkul tarafında da yeni bir başlık açılıyor. Veri merkezi arsası, klasik sanayi arsasından farklı düşünülmeli. Enerjiye, fibere ve teknik altyapıya yakın olan lokasyonlar önümüzdeki dönemde daha fazla öne çıkabilir” dedi.
“AGENTIC AI ŞİRKETLERİN İŞ YAPMA BİÇİMİNİ DEĞİŞTİRECEK”
Yazılım ekonomisinde uzun yıllar SaaS modelinin öne çıktığını belirten Gönden, üretken yapay zekâdan sonra şimdi de Agentic AI olarak adlandırılan yapay zekâ ajanlarının yeni bir dönem başlattığını söyledi.
Gönden, bu sistemlerin yalnızca bilgi veren veya rapor hazırlayan yazılımlar olmadığını, doğrudan görev üstlenebilen ve sonuç üretebilen yapılara dönüştüğünü ifade etti.
“Yeni dönemde değer, sadece rapor üretmekte değil; işi tamamlamakta olacak. Şirketler artık yapay zekâyı yalnızca destek aracı olarak değil, operasyonel verimlilik sağlayan bir iş ortağı gibi konumlandırmak zorunda kalacak” diyen Gönden, adaptasyon hızının ülkeler ve şirketler arasında belirleyici olacağını vurguladı.
“BAŞARIYI VERİ MERKEZİ KADAR KULLANIM KAPASİTESİ BELİRLEYECEK”
Türkiye’nin yapay zekâ ekonomisindeki başarısının yalnızca veri merkezi yatırımlarının büyüklüğüyle ölçülemeyeceğini belirten Gönden, asıl farkın bu teknolojilerin kurumlara ve iş süreçlerine ne kadar hızlı entegre edilebildiğiyle ortaya çıkacağını söyledi.
Gönden, “En büyük veri merkezine sahip olmak tek başına yeterli değil. Veriyi işleyebilen, kurum kültürünü dönüştürebilen, yapay zekâyı üretime, finansa, sağlığa, lojistiğe ve hizmet sektörüne entegre edebilen ülkeler öne çıkacak” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin genç insan kaynağı, girişimcilik ekosistemi ve bölgesel konumuyla önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Gönden, dijital altyapı yatırımlarının doğru planlanması halinde ülkenin yalnızca teknoloji tüketen değil, yapay zekâ tabanlı hizmet üreten bir merkez haline gelebileceğini söyledi.
“YENİ REKABETİN ADI DİJİTAL ALTYAPI”
Gönden’e göre yapay zekâ ekonomisinde önümüzdeki dönemin en kritik rekabet alanı dijital altyapı olacak. Veri merkezleri, bulut sistemleri, enerji yatırımları ve bağlantı ağları, ülkelerin ekonomik büyüme kapasitesini doğrudan etkileyecek.
Tuğra Gönden, “Türkiye’nin 10 milyar dolarlık dijital altyapı hedefi yalnızca teknoloji yatırımı olarak okunmamalı. Bu hedef; enerji, gayrimenkul, sanayi, finans ve hizmet sektörlerini birlikte dönüştürebilecek yeni bir büyüme alanına işaret ediyor” dedi.




