Türkiye’de kentsel dönüşüm tartışmaları yeniden yapı güvenliği, afet riski ve yaşam kalitesi başlıklarında yoğunlaşırken, uzmanlardan daha bütüncül planlama çağrısı geldi. Mimar ve Büyük Ölçekli Kentsel Dönüşüm Projeleri Uzmanı Işıl Yıldız, dönüşüm sürecinin yalnızca eski binaların yenilenmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.
Yıldız’a göre geleceğin şehirleri; deprem güvenliği kadar enerji verimliliği, altyapı, ulaşım, sosyal donatı, yeşil alan, kültürel miras ve kamusal yaşam bütünlüğüyle planlanmalı. Aksi halde bina yenilense bile mahallenin temel sorunları aynı şekilde devam ediyor.
“BİNA DEĞİŞİYOR AMA KENTİN İŞLEYİŞİ DEĞİŞMİYOR”
Türkiye’de birçok bölgede kentsel dönüşümün parsel bazlı ilerlediğini söyleyen Yıldız, bu yaklaşımın şehirlerin temel ihtiyaçlarını çözmekte yetersiz kaldığını ifade etti.
Yıldız, eski yapıların yenilenmesine rağmen trafik yoğunluğu, otopark sorunu, yeşil alan eksikliği ve sosyal donatı ihtiyacının devam ettiğine dikkat çekerek, “Bina değişiyor ancak kentin işleyişi değişmiyor. Oysa dönüşüm; ulaşım, altyapı, çevre, ekonomi ve sosyal yaşamı birlikte ele alan entegre bir planlama anlayışıyla yürütülmeli” dedi.
MAHALLE ÖLÇEĞİNDE DÖNÜŞÜM ÖNERİSİ
Kentsel dönüşümün yalnızca daha güvenli yapılar üretmek anlamına gelmediğini vurgulayan Yıldız, dönüşümün mahalle ölçeğinde ele alınması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda yalnızca yapı stoku değil; ulaşım ağları, açık alanlar, afet toplanma bölgeleri, sosyal yaşam alanları ve kamusal mekanların da birlikte planlanması gerektiğini belirtti.
Birleşmiş Milletler’in Yeni Kentsel Gündem yaklaşımına işaret eden Yıldız, şehirlerin yalnızca fiziksel olarak yenilenmesinin yeterli olmadığını, daha kapsayıcı, dirençli ve yaşanabilir yerleşim alanlarının hedeflenmesi gerektiğini ifade etti.
BEŞİKTAŞ VE KADIKÖY İÇİN POTANSİYEL VURGUSU
Yıldız, Japonya’da eski bir sanayi bölgesinin yeşil odaklı karma yaşam alanına dönüştürüldüğü Grand Green Osaka projesini örnek göstererek, özellikle deprem riski yüksek kentlerde benzer yaklaşımların önemli olduğunu söyledi.
İstanbul’da yoğun yapılaşmaya sahip Beşiktaş ve Kadıköy gibi ilçelerin mahalle ölçeğinde dönüşüm açısından ciddi potansiyel taşıdığını belirten Yıldız, bu bölgelerde deprem güvenliğinin yanı sıra kamusal yaşamın da yeniden düşünülmesi gerektiğini kaydetti.
“BAŞARI KAÇ BİNANIN YENİLENDİĞİYLE ÖLÇÜLMEMELİ”
Kentsel dönüşümün her bölgede daha fazla yapı üretmek anlamına gelmediğini dile getiren Yıldız, bazı alanlarda yapı yoğunluğunun azaltılarak yeni parklar, meydanlar ve ortak kullanım alanları oluşturulabileceğini söyledi.
Yıldız, “Başarı, kaç binanın yenilendiğiyle değil; kaç mahallenin daha güvenli, yaşanabilir ve kimliğini koruyan bir yapıya kavuştuğuyla ölçülmeli” değerlendirmesinde bulundu.
Uzmanlara göre Türkiye’de kentsel dönüşümün yeni döneminde parsel bazlı bina yenileme yaklaşımından çıkılarak; mahalle, ilçe ve kent ölçeğinde planlama anlayışına geçilmesi gerekiyor. Bu yaklaşım hem afetlere dirençli şehirler kurulması hem de yaşam kalitesi yüksek mahallelerin oluşturulması açısından kritik görülüyor.




