İzmir’de gerçekleşen bir konut satışı sonrasında ortaya çıkan emlak komisyonu uyuşmazlığı Yargıtay’a taşındı. Yüksek Mahkeme, aynı alacak için daha önce icra takibi başlatılmış olmasının Tüketici Hakem Heyetine yapılan başvuruyu engellemeyeceğini belirledi.

Resmî Gazete’de yayımlanan kararda, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlığın esasına girmeden verdiği hüküm usul ve yasaya aykırı bulundu. Ancak karar, emlakçının talep ettiği 104 bin 250 TL’lik komisyonu kesin olarak hak ettiği anlamına gelmiyor.

UYUŞMAZLIK 104 BİN 250 TL’LİK KOMİSYONDAN ÇIKTI

Dosyaya göre emlakçı, İzmir’de 2025 yılında satılan bir konut nedeniyle 104 bin 250 TL komisyon alacağı bulunduğunu ileri sürdü. Bedelin ödenmemesi üzerine alıcı aleyhine icra takibi başlatıldı.

Konutu satın alan taraf ise emlakçının satış sürecinde aracılık hizmeti vermediğini savundu. Ayrıca sözleşmede satıcı olarak gösterilen kişinin taşınmazın maliki olmadığını belirterek sözleşmenin geçerli kabul edilemeyeceğini öne sürdü.

Bu iddialar komisyon alacağının esasına ilişkin olsa da ilk derece mahkemesi, alacağın gerçekten doğup doğmadığını değerlendirmeden başvuruyu sonuçlandırdı.

İCRA TAKİBİNE İTİRAZ EDİLİNCE SÜREÇ DURDU

Emlakçı, komisyon alacağının tahsili amacıyla 8 Mayıs 2025 tarihinde icra takibi başlattı. Borçlunun itirazı üzerine takip 10 Haziran 2025’te durdu.

Takibin durmasının ardından emlakçı tarafından itirazın iptali davası açılmadı. Bunun yerine aynı alacak için 20 Haziran 2025 tarihinde Tüketici Hakem Heyetine başvuruldu. Talep edilen 104 bin 250 TL, 2025 yılı için uygulanan tüketici hakem heyeti parasal sınırının altında kalıyordu.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında değeri 149 bin TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında il veya ilçe tüketici hakem heyetlerine başvurulabiliyordu.

İLK DERECE MAHKEMESİ İTİRAZI REDDETTİ

Tüketici Hakem Heyeti, emlakçının başvurusunu reddetti. Bunun üzerine emlakçı, hakem heyeti kararına karşı mahkemeye itiraz etti.

İlk derece mahkemesi, aynı komisyon alacağı için daha önce Aliağa İcra Müdürlüğünde takip dosyası açıldığını dikkate aldı. Mahkeme, hakem heyeti kararının gerekçesini değiştirerek onanmasına ve emlakçının itirazının reddine karar verdi.

Bu değerlendirmede icra takibinin bulunmasının, aynı alacak için hakem heyetine başvurulmasına engel oluşturduğu kabul edildi.

Pilon Yeri Nedir?
Pilon Yeri Nedir?
İçeriği Görüntüle

ADALET BAKANLIĞI KARARI TEMYİZE TAŞIDI

Kesinleşen mahkeme kararının ardından Adalet Bakanlığı, kanun yararına temyiz yoluna başvurdu.

Bakanlık, icra takibi ile Tüketici Hakem Heyeti başvurusunun birbirinden farklı hukuk yolları olduğunu bildirdi. Alacaklının hem İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki haklarını kullanabileceği hem de parasal sınırlar içinde hakem heyetine başvurabileceği belirtildi.

Ayrıca hakem heyeti kararına itiraz edildiği sırada aynı alacağa ilişkin devam eden bir dava bulunmadığına dikkat çekildi. Bu nedenle başvurular arasında derdestlik oluşmadığı savunuldu.

YARGITAY: İCRA TAKİBİ DAVA SAYILMAZ

Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, icra takibine yapılan itiraz üzerine işlemlerin durduğunu ve itirazın iptali davası açılmadığını tespit etti.

Yüksek Mahkeme, hakem heyeti kararına karşı mahkemeye başvurulduğu tarihte aynı taraflar arasında aynı alacağa ilişkin görülmekte olan başka bir dava bulunmadığını belirledi.

Bu nedenle yalnızca icra takibi yapılmasının derdestlik oluşturmayacağına karar verildi. İlk derece mahkemesinin komisyon talebinin esasını incelemesi gerekirken başvuruyu usul yönünden reddetmesi hukuka aykırı bulundu ve hüküm kanun yararına bozuldu.

KARAR KOMİSYONUN ÖDENMESİ ANLAMINA GELMİYOR

Yargıtay kararı, emlakçının 104 bin 250 TL’lik komisyona kesin olarak hak kazandığını göstermiyor.

Emlakçının gerçekten aracılık hizmeti sunup sunmadığı, geçerli bir sözleşme bulunup bulunmadığı, tarafların yükümlülükleri ve komisyon şartlarının oluşup oluşmadığı ayrıca incelenmeli.

Kararın temel sonucu, icra takibi başlatılmasının parasal sınır içinde kalan aynı uyuşmazlık için Tüketici Hakem Heyetine başvurulmasına tek başına engel oluşturmadığının belirlenmesi oldu.

KANUN YARARINA BOZMA TARAFLARIN SONUCUNU DEĞİŞTİRMİYOR

Kanun yararına temyiz, kesinleşmiş ancak yürürlükteki hukuka aykırı olduğu değerlendirilen kararlar için kullanılan olağanüstü bir hukuk yoludur.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363’üncü maddesine göre Yargıtayın kanun yararına verdiği bozma kararı, kesinleşmiş hükmün taraflar bakımından doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldırmaz. Karar, benzer dosyalarda hukuk kurallarının doğru uygulanmasına yol göstermek amacı taşır.

2026 HAKEM HEYETİ SINIRI 186 BİN TL

Uyuşmazlığın ortaya çıktığı 2025 yılında parasal sınır 149 bin TL olarak uygulanıyordu. Bu sınır 1 Ocak 2026’dan itibaren 186 bin TL’ye yükseltildi.

2026 yılında değeri 186 bin TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıkları için il veya ilçe tüketici hakem heyetlerine başvurulması gerekiyor. Bu tutar ve üzerindeki uyuşmazlıklar ise hakem heyetlerinin görev alanı dışında kalıyor.