KONUT PİYASASINDA DENGELER DEĞİŞİYOR
Türkiye’de konut satışları Nisan ayında 126 bin 808 seviyesine ulaştı. Yıllık bazda %2,6’lık artış sınırlı görünse de, alt kırılımlarda dikkat çekici bir hareketlilik yaşanıyor. Birinci el konut satışları %9,6 artarken, ikinci el satışların daha baskın kalmaya devam etmesi piyasanın yapısal bir ayrışma içinde olduğunu gösteriyor.
İPOTEKLİ SATIŞLARDA GÜÇLÜ SİNYAL
Nisan ayında ipotekli konut satışlarının bir önceki yılın aynı ayına göre %40,5 artarak 25 bin 771’e yükselmesi, piyasanın en güçlü verisi olarak öne çıkıyor. Bu ivmeyle birlikte, kredili satışların toplam konut satışları içindeki payı %20,3 olarak kayıtlara geçti.
Bu dikkat çekici artış, sadece kredi erişimiyle değil, aynı zamanda fiyat beklentisi ve “şimdi almazsam daha pahalı olacak” algısıyla da doğrudan ilişkili görünüyor. Tüketici, faiz oranlarından ziyade gelecekteki fiyat artış riskini fiyatlayarak alım kararını öne çekiyor.
Ayrıca mevcut piyasada kredi kullanım şartlarında uygulanan şu esneklikler de talebi destekleyen ana faktörler arasında yer alıyor:
-5 milyon TL altı konutlarda %90’a varan kredi imkanı,
-5–7 milyon TL aralığında %50 kredi sınırı,
-A sınıfı enerji belgesine sahip yüksek verimli konutlarda uygulanan daha avantajlı faiz oranları.
YÜKSEK KİRALAR VE ENFLASYON ETKİSİ ALIMI HIZLANDIRIYOR
Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri Derneği (AYİDER) Başkanı Hakan Şişik’e göre, konut piyasasında son dönemde öne çıkan en belirgin değişimlerin başında, yüksek kira sarmalından kurtulmak isteyen tüketicinin alıma yönelmesi geliyor.
Maliyet artışlarına rağmen satışların hareketli seyretmesini değerlendiren AYİDER Başkanı Hakan Şişik, “Tüm bu maliyetlere rağmen konut satışlarının hareketli seyretmesi bize insanların yüksek kiralardan çıkıp ev alımına yönlendiğini gösteriyor. Konut faizleri önceki dönemlere göre yüksek gözükse de insanlar artık bunun uzun vadeli hesabını yaptığında, enflasyon karşısında aylık taksitlerin ne kadar azaldığını da görebiliyorlar” dedi.
Bu eğilim özellikle büyük şehirlerde “kira yerine taksit ödeme” algısını yeniden güçlü bir alternatif haline getirdi. Tüketici, ilk 1-2 yıl yüksek faiz yükü altında zorlansa bile, orta vadede yüksek kira artışlarına maruz kalmak yerine sabit taksitle konut sahibi olmayı rasyonel bir ekonomik hamle olarak görüyor.
ALTIN YATIRIMCISI KONUTA DÖNÜYOR
Son dönemde dikkat çeken bir diğer trend ise yatırımcı davranışındaki değişim.
Altın yatırımından elde edilen kazançların konuta yöneldiği, gayrimenkulün yeniden “güvenli liman” algısını güçlendirdiği ifade ediliyor.
ARZ SINIRLI, TALEP KONTROLLÜ ARTIYOR
Üretim maliyetlerindeki yükseliş yeni konut arzını sınırlarken, talep tarafında ise kontrollü ama istikrarlı bir artış gözlemleniyor. Orta vadede fiyatların yukarı yönlü baskılanmasına neden olabilecek en kritik faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
FAİZ VE PSİKOLOJİK EŞİK ETKİSİ
Konut kredisi faizlerinin %2,49 seviyesinde olması yüksek görünse de, alıcıların artık bunu uzun vadeli enflasyon hesabı içinde değerlendirdiği belirtiliyor. İlk 1–2 yıl yüksek ödeme, sonraki yıllarda ise görece rahatlama beklentisini beraberinde getiriyor.
SONUÇ: PİYASA YAVAŞ DEĞİL, SEÇİCİ HAREKET EDİYOR
Konut piyasasında genel tablo “yavaşlama” değil, seçici hızlanma yönünde ilerliyor. Birinci el konutlar, krediye erişim ve kampanyalar nedeniyle öne çıkarken; yatırımcı tarafında ise alternatif varlıklardan gayrimenkule dönüş dikkat çekiyor.