EMLAK

Deprem Güvenliğinde Görünmeyen Tehdit: Su ve Isı Yapıyı Sessizce Zayıflatıyor

Deprem sonrası hasar analizleri, yapı güvenliğinin yalnızca beton dayanımı ve statik projeyle açıklanamayacağını net biçimde ortaya koyuyor. Yapılan incelemeler, depremde ağır hasar alan binaların %60’tan fazlasında ileri düzey donatı korozyonu bulunduğunu gösterirken; bilimsel çalışmalar, suya maruz kalan betonarme elemanların taşıma kapasitesinin 10–15 yıl içinde %80’e varan oranda azaldığını ortaya koyuyor.

“Taşıyıcı Sistem Yalıtımsızsa Tasarlanan Performansı Gösteremez”

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü kapsamında değerlendirmelerde bulunan **Ravago Bina Çözümleri Türkiye Direktörü Alper Doğruer, deprem güvenliğinin yalıtımdan bağımsız düşünülemeyeceğine dikkat çekti.

Doğruer, “Su yalıtımıyla korunmayan bir taşıyıcı sistem, deprem anında tasarlanan performansı gösteremez. Isı yalıtımıyla desteklenmeyen yapı kabukları ise yıllar içinde oluşan mikro hasarlarla bu riski büyütür” diyerek uyarıda bulundu.

Bina Ömrü 100 Yıldan 25 Yıla Düşebiliyor

Yalıtımın yalnızca konfor ve enerji tasarrufu değil, can güvenliği meselesi olduğunu vurgulayan Doğruer, 1999 Marmara Depremi sonrası yapılan teknik incelemeleri hatırlattı. Bu çalışmalarda, ağır hasarlı yapıların %64’ünde ileri seviyede donatı korozyonu tespit edildiğini belirten Doğruer, uluslararası araştırmaların da benzer sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.

Bilimsel verilere göre;

  • Suya maruz kalan donatılarda ilk 5 yılda %40–50,

  • 10–15 yıl içinde ise %80–90’a varan taşıma kapasitesi kaybı yaşanabiliyor.

Bu durum, yapıların sünek davranışını zayıflatıyor, ani kırılma riskini artırıyor ve göçme mekanizmasını hızlandırıyor. Doğruer’e göre, su yalıtımı bulunmayan yapılarda bina ömrü 80–100 yıl bandından 20–25 yıl seviyelerine kadar gerileyebiliyor.

Isı Yalıtımı Olmadan Taşıyıcı Sistem Korunamıyor

Isı yalıtımının da deprem güvenliği açısından kritik bir rol oynadığını vurgulayan Doğruer, dış cephelerde oluşan mikro çatlakların korozyon sürecini hızlandırdığını belirtti. Yeni TS 825 Isı Yalıtımı Standardı ile binaların hem ısıtma hem de soğutma yüklerine göre tasarlanacak olmasının, yalnızca enerji verimliliği değil yapı kabuğunun korunması açısından da önemli bir adım olduğuna dikkat çekti.

Deprem Sonrası Yangın Riski de Yalıtımla Azalıyor

Deprem sonrası en büyük ikincil risklerden birinin yangınlar olduğunu belirten Doğruer, gaz sızıntıları ve elektrik kaçaklarının büyük felaketlere yol açabildiğini ifade etti. Yangına dayanıklı yalıtım sistemlerinin uygulanmadığı yapılarda bu riskin çok daha hızlı büyüdüğünü vurguladı.

“Yalıtımı Yapı Güvenliğinin Ayrılmaz Parçası Olarak Görüyoruz”

Ravago Bina Çözümleri’nin yaklaşımını özetleyen Doğruer, su, ısı ve yangın yalıtımını birbirinden bağımsız değil, deprem güvenliğini tamamlayan bütüncül bir sistem olarak ele aldıklarını belirtti. Amaçlarının, yapıların yalnızca ilk günkü değil, yıllar içindeki gerçek dayanımını da güvence altına almak olduğunu vurguladı.